Tuna Dergi
AYNADAKİ DEĞİL, UZAYDAKİ İKİZ… AYNADAKİ DEĞİL, UZAYDAKİ İKİZ…
GİZEM SERİN gizemserin@gmail.com “Uzayda 340 gün yaşamak ister misiniz?” diye sorsalar… Sizi bilmiyorum ama hayali bile beni bir hayli heyecanlandırıyor! Düşünsenize, edineceğiniz tecrübeler, gözlemler... AYNADAKİ DEĞİL, UZAYDAKİ İKİZ…

GİZEM SERİN
gizemserin@gmail.com

“Uzayda 340 gün yaşamak ister misiniz?” diye sorsalar… Sizi bilmiyorum ama hayali bile beni bir hayli heyecanlandırıyor! Düşünsenize, edineceğiniz tecrübeler, gözlemler ya da hissedecekleriniz bir yana, dayanıklılık sınırlarınızı, uyum sağlayabilme kapasitenizi görebileceğiniz ve sınayabileceğiniz, (şimdilik)gidilebilecek en uç noktaya gidiyorsunuz… Elbette bu yazdıklarım genel bir bakış niteliğinde; bu yüzden, biraz daha ayrıntıya inebilmek adına, NASA’nın İnsan Araştırma Programı’nın (Human Research Program), 10 araştırma ekibi ile yürütülen İkizler Projesi’ne (NASA Twins Study) birlikte bir göz atalım diyorum.

Günümüzde, uzayın insanlı ve insansız araçlarla keşfi oldukça ön planda, ki bahsedeceğim proje bundan sonraki keşifler (insanlı araçlarla olanlar) için çok değerli bilgiler sunmakta, ayrıca genel sağlık araştırmaları için de karşılaştırılabilecek veriler sağlamakta.

Bugüne kadar tam 559 insan uzaya uçmuş ancak 300 günden fazla orada kalan çok nadir olduğundan elde edilen bilgi de sınırlı. İnsanları Mars’a ve ötesine götürecek uzun süreli görevlerin 2020’ler ve 2030’lar için planlandığını düşünürsek, uzay uçuşunun ve ortamının, insan sağlığı, performansı ve fizyolojisi üzerindeki etkileri; daha da derine inersek, insan vücudunun moleküler düzeydeki işleyişine etkileri ve sebep olduğu değişimler ile ilgili her türlü bilgiye ihtiyacımız olacak. İşte tam da bu konuların araştırılması için yürütülmüş bir proje İkizler Projesi ve başroller astronot ikiz kardeşler Scott ve Mark Kelly’e ait. Bu proje için, Scott Uluslararası Uzay istasyonu ISS’te 340 gün geçirirken (bu durumda Scott’a deney grubu diyebiliriz), emekliye ayrılan ikizi Mark, Dünya’da kalmış ve (tek yumurta ikizi olduklarından) aynı olan genleri nedeniyle kontrol grubu olarak görev almıştır (Aynı genin farklı ortamlardaki durumunu incelemek olarak düşünebiliriz).

Scott ve Mark Kelly

Hazırsak, elde edilen verilere bir bakalım:

* Scott’ın boyunun 5 cm uzadığı görüldü. Yer çekiminden kurtulan omurganın, uzama eğilimi göstermesi beklenen bir sonuçtu.

* Uzay uçuşu sırasında ve inişten sonraki günler içinde Scott’ın telomerlerinin uzadığı gözlendi. Bu araştırmanın sonuçları, genel sağlığı değerlendirmeye ve olası uzun vadeli riskleri belirlemeye yardımcı olabilir. (Telomerler DNA’nın iki ucunda bulunan ve genetik bilgimizi parçalanmaya karşı koruyan yapılardır. Bir bakıma hücrenin ömrünü belirlerler. Vücut hücrelerimizin çoğalması, yani dolaylı olarak DNA’nın kopyalanması esnasında telomerler kısalır. Telomer kısalması doğal bir süreçtir; telomer boyu belli kritik noktaya ulaştığında hücre ölümü gerçekleşir.)

* Scott üç sene boyunca her yıl aşı oldu; birincisi Dünya’da, ikincisi uzayda (ki bu bir ilktir), üçüncüsü yine Dünya’da. Scott’ın vücudu aşıya olması gerektiği gibi tepki verdi. Bu sonuç, uzayda uzun süreli görevlerde aşıya ihtiyaç duyulması halinde, kullanılabileceğine ve müsbet sonuçlar alınabileceğine dair bir örnek teşkil eder.

* Bu süre içinde Scott’ın ve Mark’ın, gen ekspresyonlarında farklı değişiklikler gözlendi. Mark’ın gen ekspresyonundaki değişikliklerin normal aralıklarla oluştuğu, Scott’daki değişikliklerin %93’ünün Dünya’ya döndükten sonra normale döndüğü görüldü. Scott’ın DNAsında oluşan bazı hasarların radyasyona maruz kalmasının bir sonucu olduğu düşünülüyor. Gen ekspresyonu verileri, vücudun DNA hasarına tepkisi, telomer regülasyonu, kemik oluşumu ve bağışıklık sistemi stresi dahil olmak üzere İkizler Projesi’ndeki diğer bulguları doğruladı ve destekledi. Bu bulgular, çevresel faktörlerin, farklı genlerin aktivitesini nasıl etkilediğinin daha iyi anlaşılmasına yardımcı olacaktır. (Gen ekspresyonunu/ifadesini, en basit şekilde, genetik bilgimizin işlenip hayata geçirilmesi olarak tanımlayabiliriz.)

* Scott’ın bilişsel performansı (zihinsel uyanıklık, duyguların tanınması gibi) birkaç istisna dışında, uzayda geçirdiği süre boyunca, Mark’a göre büyük ölçüde değişmeden kaldı. Bu gözlem, astronotların uzayda uzun süreler boyunca bilişsel performanslarını yüksek düzeyde koruyabildiklerini gösterdiğinden, önemlidir.

* Oldukça çeşitli bir mikrobiyom (bağırsaktaki bakteriler) genellikle sağlıkla ilişkilidir. Scott’ın bağırsak florasının uçuş sırasındaki halinin, uçuş öncesindekinden son derece farklı olduğu görüldü. Bu durumun, uzay istasyonunda tükettiği yiyeceklerden ve çevresel faktörlerden kaynaklandığı düşünülüyor. Dünya’ya geri döndüğünde, Scott’ın mikrobiyomu kontrol öncesi durumuna geri döndü. Bu bulgular, araştırmacılara, astronotların diyetlerini ayarlayarak, genel sağlığın nasıl iyileştirilebileceğine dair fikirler vermektedir.

* Araştırmacılar, Scott’ın uçakta epigenetik değişiklikler yaşadığını keşfetti, ancak bu değişiklikler Mark’takilerden daha büyük değildi. Dahası, Scott’ın epigenetik değişikliklerinin çoğu, görevin ikinci altı ayında meydana geldi (yani daha kısa bir görev olsa gözlenmeyecekti). Bu sonuçlar, astronotların uzun süreli uzay görevlerinde oluşan değişikliklerin geçici mi yoksa uzun ömürlü mü olduğunu belirlemeye yardımcı olabilir. (Epigenetik kavramını da şöyle anlatayım: DNA’nın yapısında veya diziliminde herhangi bir değişiklik olmaksızın, DNA’da kodlu olan genetik bilginin açığa çıkmasıyla meydana gelen değişiklikler.)

* Görevi sırasında ve hemen sonrasında Scott’ta iltihaplanma ve karotis arter duvar kalınlaşması belirtileri gözlendi, ancak Mark’ta böyle bir değişiklik yoktu. Bu çalışmanın sonuçları, araştırmacıların uzun süreli uzay uçuşunun kardiyovasküler sistem üzerindeki etkilerini daha iyi anlamalarına yardımcı oluyor.

* Scott’taki AQP2 oranının Mark’a göre daha yüksek olduğu görüldü. Bu sonuçlar, uzay uçuşu sırasında oluşan görme problemlerine ışık tutmaktadır. (AQP2 proteini, vücuttaki su emilimini düzenler ve hidrasyon veya dehidrasyon durumunun yararlı bir göstergesidir.)

* Son olarak, tüm araştırma ekipleri karşılıklı görüş alarak tüm biyomedikal ve moleküler verileri değerlendirdi ve Scott’ta üç güçlü iltihap belirtisi buldular. İlginç olan ise, aynı değerlerin Mark’ta da yüksek olmasıydı. (Tek yumurta ikizi olduklarını düşünürsek o kadar da ilginç değil; malum genetik yatkınlık ve benzerlik durumları…)

Not: İkizler Projesi’nde elde edilen bulguların, yalnızca insanın uzayda güvenli yolculuk yapabilmesinde, bunun için en iyi yöntemlerin ve teknolojilerin geliştirilmesinde değil, aynı zamanda Dünya’da strese bağlı sağlık sorunlarının giderilmesi için, tedavi ve önleyici tedbirler geliştirmede de kullanılabileceği düşünülmekledir. (Örneğin, telomer ile ilgili bulgular, yaşlanmanın ve hastalığın etkilerini hafifletme konusunda yardımcı olabilir ya da diğer bulgularla travmatik beyin hasarı üzerine araştırmalar için çıkarımlar yapılabilir.)

Atılan büyük adımlara ve gelişmelere bakılırsa önümüzdeki günlerde “Uzay” hep gündemimizde olacak. Gelişmelerin daha da hızlanması ve uzaya seyahatin, günlük yaşamın bir parçası olduğu günleri görebilmek dileğiyle…

Scott Kelly

KAYNAKÇA

https://www.nasa.gov/feature/nasa-s-twins-study-results-published-in-science

https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/30975860/

Fotoğraf kaynakları

1- Scott ve Mark Kelly https://www.nasa.gov/sites/default/files/thumbnails/image/kellymarkscott_0519162100.jpg

2- Scott Kellyhttps://static.nationalgeographic.de/files/styles/image_3200/public/02-booktalk-scott-kelly-19127165723_8017c95968_o.jpg?w=1900&h=1267

 

  • sude

    Kasım 17, 2021 #1 Author

    çok yardımcı oldu, sağolun. paylaşımınız için teşekkürler

    Cevapla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir