Tuna Dergi
BARCA: ALPLER’İ GEÇEN KARTACALI BARCA: ALPLER’İ GEÇEN KARTACALI
DR. EREN EKİN ERCAN erenekin@gmail.com Dünya tarihinde kırılmalara yol açan ender karşılaşmalar vardır ve en önemlilerinden biri M.Ö. 202’de Romalı General Scipio Africanus (Publuis... BARCA: ALPLER’İ GEÇEN KARTACALI

DR. EREN EKİN ERCAN
erenekin@gmail.com

Dünya tarihinde kırılmalara yol açan ender karşılaşmalar vardır ve en önemlilerinden biri M.Ö. 202’de Romalı General Scipio Africanus (Publuis Cornelius Scipio) ile Kartacalı Hannibal Barca arasında gerçekleşen Zama Muharebesi’dir. Bugünkü Tunus sınırlarında gerçekleşen savaş bilhassa Roma için yalnızca Akdeniz’in askeri ve ticari hâkimiyeti açısından değil, aynı zamanda o dönem bilinen dünyanın tümünde iktidar kurmanın da mücadelesini temsil etmektedir.

Kartaca ve Roma’nın karşı karşıya gelmesi Hannibal’in babası Hamilcar Barca döneminde başlar. Ticari hâkimiyet arayışının askeri hâkimiyet arayışıyla iç içe geçtiği ilk önemli karşılaşma I. Pön Savaşı (I. Punik Savaşı) olarak anılan ve M.Ö. 264-241 yılları arasında geçen savaştır. Karada ve denizde süren mücadele sonunda Roma galip gelir ve yapılan barış anlaşmasıyla Kartaca’yı ağır bir savaş tazminatına mahkûm eder. Bu durum Kartaca için tekrar toparlanmanın önüne geçen bir durum olduğu gibi, Roma’ya duyulan kinin de büyümesini sağlamıştır. Öyle ki Roma tarihçisi Titus Livius (M.Ö. 59 – M.S. 17) Hamilcar’ın bu durumu düzeltmek için Hispania seferine çıkmadan önce bir kurban etme seremonisi düzenlediğine ve o sırada dokuz yaşında olan Hannibal’in elini kurbanlardan birinin üzerine koyarak, Roma’ya en kısa sürede gününü göstereceğine yemin ettirdiğine değinir.[1] Her ne kadar Livius’un bu duruma şahitlik etme olasılığı pek mümkün görünmese de, Livius’un konuya eğiliş biçimi Roma ile Kartaca arasındaki gerilimin önemli bir göstergesidir.

Gebze’deki Hannibal Anıtı

 

M.Ö. 218 ile 201 arasında yaşanan II. Pön Savaşı (II. Punik Savaşı) ise ikisi muharebe ve birisi taktik girişim olmak üzere üç açıdan önem taşımaktadır. Ancak bunlara geçmeden önce tarihin en büyük askeri olaylarından biri olan Hannibal’in Alpler’i geçmesine değinmek gerekiyor. Kimilerine göre Roma’nın süreç içinde gelişen deniz gücünden çekindiği için Alpler’den, yani daha dolambaçlı ve tahmin edilemez bir rotadan geçen Hannibal’in esasında yapmak istediği şey beklenmedik bir yönden gelerek Roma’nın kalbine doğrudan girmekti. Keza Roma bunun haberini aldığında da Hannibal yönünü değiştirerek çok daha yüksek ve sapa ama kestirme bir yoldan, Col de la Traversette’den geçmeyi tercih etmiştir. 30.000 asker, 15.000 at ve 37 filden oluşan ordu soğuğa, zorlu koşullara ve yerel kabile saldırılarında verilen kayıplara rağmen 200.000 km’den fazla bir yolu geçerek İtalya’nın kuzeyine varmıştır. Elbette tüm bu zorlukların ötesinde Hannibal’in buradaki başarısı, antik dünya koşullarında Hannibal’in hırsının muazzam bir planlama ve organizasyonla iç içe geçebilmiş olmasıdır. Yalnızca filler için dahi günlük 100 kilogramlık yiyecek sevkiyatının söz konusu olduğu düşünülür ve buna karla kaplı soğuk hava koşulları da eklenirse durum daha da iyi anlaşılacaktır.[2]

İtalya’da iki önemli muharebe gerçekleşmiştir. Bunlar; Trebia ve Cannae muharebeleridir. Trebia Muharebesi, Longus komutanlığındaki 4.000’i süvari olmak üzere 40.000 kişilik Roma ordusu ile Hannibal komutanlığındaki 10.000 süvari, 28.000 asker ve 37 filden oluşan Kartaca ordusu arasında gerçekleşmiştir. Bu savaşta Roma ordusu büyük bir yenilgi aldığı gibi, Hannibal tarafından kurulan pusularla Romalılar katledilmiştir. Hannibal’in daha sonra Zama’da karşılaşacağı Scipio da bu savaşta yer almış ve yaralanmıştır. Roma’nın aldığı bu yenilgi sonrası Roma senatosu acil durum ilan ederek cumhuriyeti askıya almış ve Fabius’a tüm yetkilerini devretmiştir. Fabius’un görevi, Roma’yı Hannibal’dan kurtarmaktı. Ancak Fabius, öncelikle senatonun daha sonrasında ise zamanla halkın tepkisini çeken ve tarihe “Fabian Taktiği” olarak geçen bir strateji uygulamıştır. Buna göre Roma ordusu Hannibal ile doğrudan savaşa girmeyecek, sadece küçük gruplar halinde saldırılarda bulunup geri çekilecekti. Bu sayede de Hannibal’in ordusu yıpratılacak ve ilerleyişi durdurulacaktı. Ancak beklenen olmadı ve Hannibal geçtiği yerleri yakıp yıkarak Roma’ya doğru ilerlemeye başladı. Bunun üzerine senato M.Ö. 216’da seçime giderek iki konsül atadı. Konsüllerden biri olan Varro, aynı yıl gerçekleşecek olan Cannae Muharebesi’nde komutayı da ele alacaktı. Roma elindeki tüm imkânları zorlayarak 90.000’e yakın piyade ve 6.000 süvariden oluşan ordusuyla, 40.000 piyade ve 10.000 süvariden oluşan Hannibal’in ordusuyla karşılaştı. 70.000’e yakın kayıp vererek tarihinin en büyük yenilgilerinden birini alan Roma, M.Ö. 202 yılında gerçekleşecek olan Zama Muharebesi’ne kadar irili ufaklı çeşitli savaşlara girse de İtalya’daki kontrolünü önemli oranda kaybetti. Öyle ki, Hannibal İtalya’da ticaret ağlarına kadar hâkimiyeti ele geçirmişti.[3]

M.Ö. 202’de gerçekleşen Zama Muharebesi ise tarihin gördüğü en büyük psikolojik taktiklerden birini barındırmıştır. Roma ordusunun başına geçen Scipio, ordunun İtalya’da savunmada kalmaması görüşündeydi. Ona göre Roma ordusu doğrudan Kartaca’ya giderse Hannibal de arkasından gelecekti. Senato ise bunun tehlikeli olduğu düşüncesindeydi çünkü Roma’nın ordusuz kaldığını gören Hannibal doğrudan Roma’ya yönelebilirdi. Scipio’nun benzersiz tezinin dayandığı temel nokta, hiç kimsenin anayurdunu başıboş bırakamayacağı görüşüne dayanıyordu. İronik olan ise bir anlamda bunu kendi ülkesini başıboş bırakarak yapacak olmasıydı. Geleneksel politik sınırları aşan bu taktik tuttu ve Scipio’nun Kartaca’ya yönelmesinin ardından Hannibal de anayurduna yönelerek Scipio’nun peşinden gitti.[4] 19 Ekim günü Zama’da gerçekleşen muharebe 40.000 piyade ve 80 filden oluşan Hannibal’in ordusuna karşılık Roma ordusu 23.000 piyade, 1.500 Romalı süvari ve daha önce Hannibal’in yanında yer alan ancak bu kez Roma ile savaşan 4.000’i süvari olmak üzere 10.000 Numidyalı askerden oluşmaktaydı.[5] Tarihçi Livius’a göre iki lider öncelikle savaş meydanında karşı karşıya gelerek konuşma yoluna gitmiştir. İlk sözü alan Hannibal, Scipio’dan zafer umudu olmayan bir savaş ile barış arasında seçim yapmasını istemiş ve tercihini barıştan yana kullanmıştır. Scipio’nun yanıtı/şartı ise tüm Kartaca’nın kendi inisiyatifine bırakılması olmuştur. Livius ayrıca Zama Muharebesi’nin Roma için “tamam” ya da “devam” niteliği taşıdığını, kaybederlerse tamamen yok olacaklarını, kazanırlarsa tüm zamanlara hâkim olacaklarını yazmıştır.[6] Savaşı Scipio kazanmış ve Roma Kartaca’yı ağır bir tazminata mahkûm etmiştir. Yanı sıra tüm varlığını denizciliğe borçlu olan Kartaca’ya yalnızca 10 gemi bulundurma izni verilmiştir.

Hannibal’in Alpleri geçtiği güzergah

 

Her ne kadar kazanan Roma olsa da günümüze kadar gelen süreçte tarihe geçen Hannibal olmuştur. Bunun nedenlerinin başında ileri görüşlü askeri bir deha olmasına ek olarak Alpleri geçmesi, Roma’yı kısa süreliğine de olsa dize getirmesi ve kullandığı askeri stratejiler yatmaktadır. Tarihsel süreç içerisinde pek çok lidere/komutana ilham kaynağı olan Hannibal’in etki ettiği önemli liderlerden biri de Mustafa Kemal Atatürk’tür. Bilhassa Cannae Muharebesi’nde Kartaca’nın neredeyse iki katı büyüklüğündeki Roma ordusunu yenmesi ve bunu orduyu hilal düzeni içine sokarak yapması; taktik ve stratejinin nicelikten daha önemli olduğunu benimsemesi bunlardan bazılarıdır.[7]

Atatürk’ün Hannibal hayranlığının pek az kişi tarafından bilinen bir diğer somut göstergesi ise Hannibal Barca’nın öldüğü yerlerden biri olarak rivayet edilen Gebze’de bir anıt parkının bulunmasıdır. 1934 yılında Atatürk tarafından yapılması istenen anıt mezar, ancak 1981 yılında dönemin Kültür Bakanı Cihad Baban tarafından yapılabilmiştir.

  1. Livius, The History of Rome, Book 21.1.
  2. https://arkeofili.com/hannibal-alpleri-nasil-ve-nereden-gecti/
  3. A. E. Curtis (2005), Hannibal and the Punic Wars, ss. 85-87.
  4. M. Beard, SPQR: Antik Roma Tarihi, 2019, ss. 180-184.
  5. A. E. Curtis (2005), Hannibal and the Punic Wars, s. 96.
  6. Livius, The History of Rome, Book 30.29.-30.31.
  7. A. E. Curtis (2005), Hannibal and the Punic Wars, s. 87.

 

Henüz yorum yapılmamış.

İlk yorumu siz yapın.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir