Tuna Dergi
Birinci Dünya Savaşı ve Avrupa’dan Türkiye’ye beyin göçü Birinci Dünya Savaşı ve Avrupa’dan Türkiye’ye beyin göçü
V. BİLGE GÖÇEN bilge_goecen@yahoo.de Hitler’in 1933 yılında başa gelmesiyle faşizm rüzgârları adeta bir kasırgaya dönüşmüştü. Hitler kısa sürede kararnameler çıkarıp, tüm Nazi karşıtlarını görevlerinden... Birinci Dünya Savaşı ve Avrupa’dan Türkiye’ye beyin göçü

V. BİLGE GÖÇEN
bilge_goecen@yahoo.de

Hitler’in 1933 yılında başa gelmesiyle faşizm rüzgârları adeta bir kasırgaya dönüşmüştü. Hitler kısa sürede kararnameler çıkarıp, tüm Nazi karşıtlarını görevlerinden alıyordu. Bilim insanları üniversitelerden uzaklaştırılıyor ve diplomaları geçersiz sayılıyordu. “Yahudi Boykotu” ile (1 Nisan 1933’te yayınlanan) Alman halkının Yahudilerle ilişkisini tamamen kesmesi isteniyordu. Avrupa’nın ortasında işler çığırından çıkarken ve dünya İkinci Dünya Savaşı’na adım adım sürüklenirken; Avrupa’nın doğusunda, Asya ile kesiştiği coğrafyada bağımsızlık savaşında galip gelmiş, cumhuriyetini ilan etmiş Atatürk’ün Türkiye’si yer almaktaydı.

Dr. Albert Malche

Dr. Albert Malche

DARÜLFÜNUN’DAN İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ’NE
Gazi Mustafa Kemal, yeşermekte olan Türkiye Cumhuriyeti’nin muasır medeniyetler seviyesine gelebilmesi için bilime ve sanata ne kadar fazla gereksinim duyduğunun farkındaydı. Ancak cumhuriyetin kuruluşuna kadar pozitif bilim öğretisi yerine, medrese eğitimi veren Darülfünun isimli imparatorluk üniversitesi vardı. Bu nedenle 1931 yılında üniversite devrimi yapılarak, özgür bilim yapan üniversitelerin hazırlıklarına başlandı. Dönemin Milli Eğitim Bakanı Dr. Reşit Galip yeni üniversite yapılanmasında onlara yol gösterebilecek, tecrübeli bilim insanları aramış ve araştırmalarının sonunda Cenevre Üniversitesi’nde rektörlük yapmış, pedagoji profesörü Dr. Albert Malche’ye teklif götürmeye karar vermiştir. Malche, Türkiye’nin ricasını geri çevirmemiş ve 1932 yılında, üniversite reformunda görev almayı kabul etmiştir. Malche’nin hazırladığı rapor doğrultusunda 1 Ağustos 1933’te Darülfünun kapatılarak, İstanbul Üniversitesi açılmıştır.

Richard Karl Freiherr von Weizsäcker 1984-1994 yılları arasında görev yapmış Almanya cumhurbaşkanı.

Richard Karl Freiherr von Weizsäcker 1984-1994 yılları arasında görev yapmış Almanya cumhurbaşkanı.

İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ ÖNÜNE DİKİLEN TAŞTAN ANIT
Üniversite açılmıştır açılmasına; ancak kadroları doldurabilecek sayıda nitelikli profesörlerimiz bulunmamaktadır. Bunun üzerine Hitler’in görevden almış olduğu profesörlere öğretim üyelikleri için tekliflerde bulunulur. Daveti, 1933-1955 yılları arasında, 500-600 kadar Alman ve Avusturyalı bilim insanı kabul eder ve ülkemize iltica eder. Üniversitelerde, akademilerde, hastanelerde ve daha birçok alanda üst kademelerde görev alırlar. Böylece, bilim, siyaset ve sanat insanlarına kucak açmış, vatansız kalan bilim insanlarının yeni vatanı olmuştur Türkiye.
1986 yılında Türkiye’ye bir ziyaret gerçekleştiren Federal Almanya Cumhurbaşkanı Richard von Weizsäcker, İstanbul Üniversitesi önünde gerçekleştirdiği konuşmada Türkiye Cumhuriyeti’ne ve Türk halkına teşekkürlerini sunarak, bu minnet borcunu simgeleyen taştan bir anıt dikilir. Taş anıtın üzerinde Almanca ve Türkçe şöyle yazıyordu:
“Devlet Başkanı Atatürk’ün öncülüğünde, Alman öğretim üyelerine, 1933-1945 yılları arasında kucak açan Türk Milletine ve onun akademik kuruluşlarına Alman milleti adına şükranlarımla.
Richard von Weizsäcker
Almanya Federal Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı
29 Mayıs 1986”
ALMAN ÖĞRETİM ÜYELERİNE KUCAK AÇAN TÜRK MİLLETİNE TEŞEKKÜR
Cumhurbaşkanı Weizsäcker konuşmasında ise şunlara yer verdi: “Bilim vicdan sorunu olmaktan çıkıp ırkçı ve cani bir ideolojinin emrine sokulmaya zorlandığında, en iyi ve en doğru hocalarımız ülkemizi terk etmek zorunda kaldı, kendi ülkelerinde onlara sağlanmayan bilimsel çalışma özgürlüğünü başka bir yerde bulmak istiyorlardı. Devlet Başkanı Atatürk’ün öncülüğünde, Alman öğretim üyelerine, 1933-1945 yılları arasında kucak açan Türk Milleti ve onun akademik kuruluşlarına Almanya Federal Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı olarak, Alman milleti adına teşekkür ederim.”
KATKILARI SAYMAKLA BİTMEZ
Ülkemizi ülkeleri kabul etmiş, Türkiye üniversitelerinin adeta birer yapı taşı haline gelmiş ve bugünkü çağdaş eğitimin temellerini atmamıza yardımcı olarak, günümüze gelmesinde emeği geçen yüzlerce Alman ve Avusturyalı bilim insanından birkaçını tanıyalım…
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden tutun da, Türkiye Merkez Bankası’na, Genelkurmay Başkanlığı binasına kadar birçok önemli binayı tasarlamış Avusturyalı mimar Prof. Dr. Clemens Holzmeister, Atatürk heykelleri ile bilinen Avusturyalı heykeltıraş Heinrich Krippel. Sayıştay binasını ve Türk Hava Kurumu binasını yapan Avusturyalı mimar Ernst Arnold Egli gibi birçok değerli Avusturyalı mimara, ilk sayımızda Utku Külahçı “Avusturyalı mimarların Türk mimarisine katkıları” adlı yazısında detaylıca yer vermişti.
1936`da Türkiye`ye göç eden bir diğer değerli isim ise Yahudi asıllı Alman iktisatçı Fritz Neumark’tır. 1952 yılına kadar İstanbul Üniversitesinde öğretim üyesi olarak, maliye ve iktisat dersleri vermiştir. Türkiye’nin iktisat öğretisinin gelişmesinde ve gelir vergisi yasalarının hazırlanmasına katkıda bulunmuştur.

Ernst Reuter

Ernst Reuter

YAHUDİ OLMADIĞI HALDE KAÇMAK ZORUNDA KALDI
Her fırsatta iki vatanı olduğunu söyleyen ve Yahudi olmadığı halde demokrat ve devrimci kişiliği yüzünden Hitler’den kaçmak zorunda kalmış Ernst Reuter ülkemizde 12 yıl hizmet vermiş, İktisat ve Ulaştırma Bakanlıklarında çalışmış, görevi gereği Anadolu’da birçok kenti dolaşmıştır. Daha sonra Siyasal Bilimler Fakültesi’nde öğretim üyesi olarak görev almış, Türkçeyi çok iyi derecede öğrenip, derslerini Türkçe vermiştir. Türkiye’den “memleketim” diye bahseden Reuter bir konuşmasında şöyle diyor: “Devrimler bir gecede gelir ve devrimin ilk coşkusuyla pek çok insan düşünür ki, şimdi her şey bambaşka olacak, yarın öbür gün yepyeni bir yaşama başlanacak. Ben tam 12 yıl süreyle, kesin devrim yapmış olan bir halkın içinde yaşadım. Öyle bir devrim ki, bizim burada Almanya’da yaşadığımızdan çok daha büyük bir kültürel ve manevi anlamı vardı. Fakat bu 12 yıllık deneyimle biliyorum ki, 12 yıl bir halkın tarihinde küçük bir bölümdür. Devrimin dıştan görünüşü, yeniden başka tarzda kurulması gereken, geçmişle ilgili yok edilmiş her şeyin, gerçekten tamamen yok edilebilmiş olup olmadığını hiçbir surette anlamaya olanak vermez. Yeni bir şey başarmak, ruhsal ve özellikle pedagojik alanda bir iki yılın işi değildir. Bu, büyük bir çaba ve istekle kendini bu yeni göreve adayacak olan kuşakların işidir. Bunu kendimden biliyorum; yaşamımın birçok yılını, Türkiye’de böyle bir göreve adadım.” (Kemal Yalçın, 2011:312).

TÜRKİYE’Yİ VATANI GİBİ SEVİYORDU
Hukuk profesörü olan Ernst Eduard Hirsch, Ankara ve İstanbul Üniversiteleri’nde 20 sene ders vermiş, Türkiye’de birçok önemli kanunun hazırlanmasında katkıda bulunmuştur. Ticaret yasasının oluşturulmasına, Medeni Kanunun ve Ticaret Kanununun düzenlenmesine öncülük etmiştir. Türkiye’yi vatanı gibi seven Hirsch’in Almanya’ya döndükten sonra Alman vatandaşlığı almak istemediği ama hukuksal nedenlerle almak zorunda kaldığı ve Türk pasaportunu ise ölene kadar sakladığı iddia edilir.

Ernst Eduard Hirsch

Ernst Eduard Hirsch

SİYASET VE SENDİKACILIK EĞİTİMİNİN KURUCUSU
1933 yılında Türkiye’ye gelen ve İstanbul Üniversitesinde sosyoloji dersleri veren Gerhard Kessler sosyal siyaset ve sendikacılık eğitiminin Türkiye’de kurucusu olmuş ve çağdaş iktisatın zeminini hazırlamıştır. İş hayatını düzenleyen kanunların çıkarılmasında ve kurumların oluşturulmasında büyük görev almıştır. Çalışma Bakanlığı, İşçi Sigortaları Kurumu, İş ve İşçi Bulma Kurumları’nın oluşmalarını sağlamıştır.
1934-1952 yılları arasında hizmet vermiş Hans Wilbrandt, Tarım Bakanlığında çalışmış ve Türkiye’ de kooperatif sisteminin kurulmasını sağlamıştır.
TÜRKİYE DENİZ BALIKLARI TAKVİMİ
1933’te Türkiye’ye gelen ve 1949’da Türk Biyoloji Derneği’ni kuran Curt Kosswig, kısa sürede Türkçe öğrenip Türkçe eğitim vermiş, balıkçılığın Türkiye açısından önemine dikkat çeken çalışmalarda bulunmuş, Türkiye Deniz Balıkları takvimini oluşturmuştur. 1938’de Manyas Kuş Cenneti’ni keşfetmiş, Manyas Gölü etrafında bulduğu taşların antik olmasından şüphelenip arkadaşı Kurt Bittel’e bahsetmiş ve antik kent Daskyleion’un bulunmasını sağlamıştır. Anadolu’ya yaptığı seyahatler sırasında 20’den fazla kuş ve balık türü bulmuştur. Şanlıurfa’nın Birecik ilçesinde nesli tükenmekte olan kelaynak kuşlarına sahip çıkarak inceleme ve koruma çalışmaları başlatmıştır. 1982’de Hamburg’ta ölen, 17 yıl boyunca Türkiye’de zooloji biliminin gelişmesinde rol oynamış bilim insanı Curt Kosswig ölümünün ardından uçakla cenazesi Türkiye’ye getirilmiş ve Aşiyan Mezarlığı’nda karısı Leonore’nin yanına gömülmüştür.
ÖĞRENCİ ORKESTRASI VE ANADOLU TURNESİ
Ankara Devlet Konservatuarının ve Ankara Devlet Operasının baş kurucusu olarak kabul edilen, Alman besteci, eğitimci, müzik teorisici ve orkestra şefi olan Paul Hindemith, 1936 dan 1972’deki ölümüne kadar Türkiye’de çağdaş müzik eğitimi ve müzik eğitmeni yetiştirme sisteminin şekillenmesine ön ayak olmuş, öğrenci orkestrasını kurarak Anadolu’da öğrencileriyle konserler vermiş Alman besteci Eduard Zuckmayer, İstanbul Üniversitesi  Radyoloji Bölümü başkanı Avusturyalı Carl Weisglass ve röntgen hemşiresi Avusturyalı Margarethe Reininger gibi daha birçok değerli isme ev sahibi olabilme şerefine erişmiştir Türkiye.
Hitler rejimi yıkıldıktan sonra birçoğu yeni kurulan Almanya’yı kalkındırmak için ülkelerine geri dönmüş olsalar da, Türkiye’de bilime hizmet etmiş, birçok çağdaş kurum ve kuruluşun temellerini oluşturmuş, Türkiye’yi ikinci vatanları bellemiş bu bilim insanlarına ne kadar teşekkür etsek azdır, onlara şükran borçluyuz.
KAYNAKÇA
– Boğaziçi’ne Sığınanlar- Türkiye’ye İltica Eden Alman Bilim, Siyaset ve Sanat Adamları 1933-1953, Prof.Dr. Fritz Neumark, Neden Yayınları, 1. Baskı, İstanbul, Ocak 2008
– Deutsche Wissenschaftler im türkischen Exil: DieWissenschaftsmigration in die Türkei 1933-1945, Herausgegeben von Christopher Kubaseck & Günter Seufert, Orient-Institut Istanbul, Ergon Verlag Würzburg in Kommission, Würzburg 2008
– Haytmatlos, Kemal Yalçın, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul, 2011
– Exil Türkei – Deutschsprachige Emigranten in der Türkei 1933-1945, Jan Cremer & Horst Przytulla, Verlag Karl M. Lipp, 2. erweiterte Auflage, München 1991

Henüz yorum yapılmamış.

İlk yorumu siz yapın.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir