Tuna Dergi
FERHAN ŞENSOY VİYANA’DA FERHAN ŞENSOY VİYANA’DA
MURAT KARAEGE mkaraege@ifc.org “Viyana bir cümbüştür, 985 mayısının son günleri, Kadim kuşatmalarının çemberini kırmış, Kanunsuz Sultan gibi, Ve fakat çok gizli geldik usta, Bu... FERHAN ŞENSOY VİYANA’DA

MURAT KARAEGE
mkaraege@ifc.org

“Viyana bir cümbüştür,

985 mayısının son günleri,

Kadim kuşatmalarının çemberini kırmış,

Kanunsuz Sultan gibi,

Ve fakat çok gizli geldik usta,

Bu bir casus gezgindir, sakın Viyana duymasın.”

31 Ağustos 2021’de kaybettik, bir kuyruklu yıldız gibi dünyamızdan gelip geçen Ferhan Şensoy’u. Sanırım onu ilk kez 1989 yılında, henüz 8 yaşındayken, “İstanbul’u Satıyorum” oyununda izlemiştim. Sahnedeki oyunculuklara büyülenip kaldığımı, şarkıların mıh gibi aklıma kazındığını hatırlıyorum. Sonrasında adım adım takip ettim, kitaplarını hatmettim. İstanbul’da okuduğum dönemde, Beyoğlu’ndaki tarihî Ses 1885’teki “Ortaoyuncular” tiyatrosunda bütün oyunlarını izledim. Kıvrak zekâsı, dile hâkimiyeti, senaryolarındaki öngörüsüyle tiyatromuzun en başarılı temsilcilerinden biriydi. Geleneksel ve modern tiyatroyu birleştirdi. Kel Hasan’dan İsmail Dümbüllü’ye, daha sonra Münir Özkul’a devreden kavuğu layığıyla taşıdı. Vefatından önce ardı ardına günlüklerini yayınladı. İşte bu günlükler arasında, Ferhan Şensoy’un Viyana’da geçirdiği günler dikkatimi çekti.

Günlüklerden anladığımız kadarıyla Ferhan Şensoy 33 yaşında, 1985’in son günleri, tiyatro festivalini takip etmek için Viyana’ya gelir. Bu şehir; caddeleri, tiyatroları, kahveleri, insanlarıyla onu o kadar etkiler ki şiirlerine konu eder:

“Resselpark çok dükkânlı yeraltı geçidi,

Bayram yeri gibi Kartnerstrasse,

Trafiğe kapalı bir uzun çarşı,

Elimde bir harita, bir Viyana rehberi,

İlk kez Viyana’ya gelen herkes kadar salak”

“Çıktık muhteşem (Burgtheather)’dan görkemli bir yağmura, Alserbach sokağında bir Rus lokantası, Feurwogel nam ateşli kuş manası…”

Viyana’da dostları da vardı: “Kâşif Taşçı ile güneşli bir öğlen yemeği… Allah’tan Kâşif burada.”

Gittiği tiyatro ve kabareler arasında, Burgtheater, Simpl Kabarett, An der Theater’a hayran kalır. Molkerbastegi sokağındaki Beethoven evini ziyaret eder:

“Bana bak lan frau, Ludwig ağbim nerde, gülümsüyor sarışın kadın, çok bekledi sizi, yazdı bozdu Fidelio’yu, çaldı çaldır usandı, Ludwig sizlere ömür, renkli Türkçe bakıyorum Viyanalı kadının gözüne, çok aptalsınız teyze, Beethoven ölür müymüş hiç?…”

Freud müzesini de gezmek ister ancak müzenin öğleden sonra kapandığını öğrenip duruma sinirlenir:

“Bir Rus kızıyla halvet olmuştur mutlaka açmıyor kapıyı, terbiyesiz Sigmund Freud, saat daha onbeşotuz…”

Ferhan Şensoy, Viyana’dan ayrılırken bu şehrin kahve kültürünü keşfetmeyi de ihmal etmez:

“Tiyatrodan çıkınca, Viyana’nın kahvelerini dolaşmak gerekli, en güzeli en eskisi, Leopold Hawelka’nın kahvesi, punklar entelektüellere karışmış, ortalıkta koşturuyor entarili bin yaşında dünya güzeli Frau Hawelka.”

“Buraların kanun-i esasi kıraathanesi Café Pruckel, bana şampanya yasak, ein schwarzen kafe bitte!”

Seçkin Selvi’nin dediği gibi, ancak birkaç yüzyılda bir görülen kuyruklu yıldız gibi ışıltısını arkasında sürükleyerek giden Ferhan Şensoy’u sevgi ve saygıyla anıyoruz.

  1. Kaynak: Gecedeste, Ortaoyuncular Yayınları, Ekim 2019

 

Henüz yorum yapılmamış.

İlk yorumu siz yapın.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir