Tuna Dergi
FRANSIZ RİVİERASI’NIN GÖLGESİNDE BİR BAŞKA RİVİERA: LİGURİA FRANSIZ RİVİERASI’NIN GÖLGESİNDE BİR BAŞKA RİVİERA: LİGURİA
BEGÜM HONCA begumhonca@gmail.com Riviera dendiğinde itiraf edelim ki hepimizin ilk aklına gelen hep Fransız Rivierası oluyordur, Nice, Cannes, Monaco, St. Tropez… Ama İtalyan Rivierası’nın... FRANSIZ RİVİERASI’NIN GÖLGESİNDE BİR BAŞKA RİVİERA: LİGURİA

BEGÜM HONCA
begumhonca@gmail.com

Riviera dendiğinde itiraf edelim ki hepimizin ilk aklına gelen hep Fransız Rivierası oluyordur, Nice, Cannes, Monaco, St. Tropez… Ama İtalyan Rivierası’nın da hakkını yememek lazım; Cinque Terre’den Fransa sınırına kadar uzanan, Portofino’yu da kapsayan uzunca hilal şeklinde bir kıyı şeridi.

Liguria’yı gezmek için Viyana’dan uçakla veya gece treniyle Milano ya da Floransa’ya geldikten sonra kıyı şeridine geçebilirsiniz. Görülecek çok yer ama az zaman varsa, ayrıca gezerken toplu taşımaya bağlıysanız tavsiyem toplu ulaşımı iyi olan bir şehri kendinize üs olarak seçmeniz ve gideceğiniz yerlere oradan gitmeniz.

Ben kendime üs olarak Cenova şehrini seçtim. Hem görece az vaktim olduğundan hem de yerel İtalyan ruhunu da yaşamak istediğimden Cinque Terre gibi çok turistik yerleri eledim. Peki, nerelere mi gittim? Sestri Levante, Finale Ligure gibi ufak şehirlere. Bir gün de tekne turu yaptım.

Finale Ligure sahilde sıra sıra dizilmiş stabilimentolarıyla*, kordonda turlayan İtalyan amcalarıyla, genç gruplarıyla kendi halinde bir yazlık şehri. İsterseniz benim yaptığım gibi denizin keyfini çıkardıktan sonra bir de şehrin ana meydanında insanları izleyerek aperitivo keyfi yaparsınız ya da üşenmeyip şehrin ikinci kısmı olan Finalborgo’ya gidersiniz.

İtalya’da plajlar hep dolu oluyor malum, diğer günümde dedim ki kendime ‘Begüm bak, görece bakir ama ulaşımı kolay olan plajlara git.’ Bu durumda en iyisi bir tekne turuna katılmak değil mi? Genova kalkışlı Hop on-hop off tekne turunda ilk durağımız olan harika kasaba Camogli ile tanıştım; minik limanı, renkli evleri, plajı ve kendisine özgü, bizdeki kaşarlı böreğe benzetebileceğim Focaccia al Formaggio’su ile insanı hiç bıkmayacağına ikna eden bir yer. Deniz, güneş, tarih ve lezzet, Liguria’nın tüm özelliklerini kendinde toplamışçasına adeta.

Bir sonraki durak, kıyısındaki heybetli manastırıyla, yeşil ve mavinin birleştiği yerdeki San Fruttuoso koyu. Bu koya sadece denizden ulaşım var, karadan ulaşım birkaç saatlik yürüyüşü göze almanızı gerektiriyor. Şimdi aklınıza ilk gelen bu koyun muhtemelen ne kadar sakin, el değmemiş olması gerektiği. İşte ben de tamamen bu düşüncelerle bindim tekneye. Tekne koya yanaştıkça plajdaki insan sayısı sanki artıyordu; az el değmiş, sakin bir koyda günümü geçirme hayalim de tam tersine uçup gidiyordu, ama her şeye rağmen plajdaki manastırıyla ve turkuaz sularıyla rüya gibi bir yer. Her ne kadar kalabalığa dayanamayıp 2 saat sonraki tekneye atlamış olsam da. Sonraki durak Portofino! İtalyan Rivierası’nın tartışmasız en pahalı ama klas yerlerinden. Tekneyle geliyorsanız şanslısınız çünkü Portofino’ya limandan bakmak çok güzel! Yukarıdan bakmak da oldukça keyifli, bunun için Castello Brown’a çıkmanız gerekecek ama değer. Limanda biraz yüksek fiyatlı da olsa bir sürü restoran var. Bir içecek ya da yemek eşliğinde Portofino limanını ve insanları izlerken zamanın nasıl geçtiğini unutabilirsiniz. Portofino’dan Paraggi’ye yarım saatlik bir yürüyüşle ulaşabilirsiniz. Ben 3 saatte ulaşabildim çünkü malikânelere bakmaktan ve gördüğüm her harika plajda denize girmekten kendimi alamadım. (Mesela Baia Cannone)

Paraggi koyunda da denize girip dondurmamı yedikten sonra günü noktaladım. Son güne Sestri Levante şehrini bıraktım. Cenova’dan trenle ulaşması oldukça kolay. Şehrin merkezi bir yarımada oluşturuyor ve bu yarımadada birbirine sırtını vermiş güney ve kuzey plajları var. Güney plajı (Spiaggio del Silenzio) biraz daha küçük ama eski şehir merkeziyle bütünleşmiş; yüzlerce yıllık binaların gölgesine havlunuzu serebiliyorsunuz mesela. Kuzey taraftaki plaj ise oldukça büyük ve bakımlı ama ben diğer tarafı daha çok sevdim. Sestri Levante de elbette sadece plajdan ibaret değil ama tarihsel açıdan çok zengin olduğunu söyleyemem. Lakin cıvıl cıvıl merkezi, sayısız kafe ve restoranıyla tipik İtalyan yaşam tarzını deneyimleyebildiğim harika bir yerdi, yani bu kısa gezime noktayı koymak için müthiş bir seçim.

*Plaj işletmesi

Henüz yorum yapılmamış.

İlk yorumu siz yapın.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir