Tuna Dergi
Stefan Zweig kitaplığı Stefan Zweig kitaplığı
GELECEĞE GÜVEN Stefan Zweig / Çeviri: Ahmet Arpad / Everest Yayınları / 216 sayfa 20. yüzyıl edebiyatının kuşkusuz en önemli isimlerinden biri olan Stefan... Stefan Zweig kitaplığı

GELECEĞE GÜVEN
Stefan Zweig / Çeviri: Ahmet Arpad / Everest Yayınları / 216 sayfa
20. yüzyıl edebiyatının kuşkusuz en önemli isimlerinden biri olan Stefan Zweig, insanlık durumuna gösterdiği duyarlılık ve olaylara, kişilere karşı hümanist yaklaşımıyla tanınan bir aydındı. Zweig, derin karakter analizleri ve detaylı betimlemeleriyle çağının en önemli yazarları arasında yer almıştı.
Zweig’ın 1909-1941 yılları arasında kaleme aldığı bu denemeler, yazarın dünya görüşünün gelişimine önemli bir ışık tutuyor. I. Dünya Savaşı’na giden süreçten, ölümünden bir yıl önceye kadar geçen zamanda Zweig’ın düşüncelerinin ne tür evrelerden geçtiği, bugün öne çıkan hümanist yönünün nasıl sivrildiği bu yazılarda gözler önüne seriliyor. Geleceğe Güven, yazarı yakından tanıyanlar için şaşırtıcı, yazarla yeni tanışanlar içinse açıklayıcı nitelikte bir kitap.
“Yıldızlarla güneşin tepemizde olduğu andan bu yana dünya hiç böylesine çılgınlaşmamış, insanları böylesine kıyılmamıştır. Birbirinden değişik çıkar yollara inansak da gelelim bir araya. (…) Politik görüşlerimiz ne olursa olsun birleşelim, karşı çıkalım, direnç gösterelim! Gösterelim insanlara bu çılgınlığa yığınların nasıl direndiğini, bir azınlığın dünyamızı nasıl yok ettiğini.”

MEKTUPLAŞMALAR 1912-1942
Stefan Zweig / Çeviri: Ahmet Arpad / Ayrıntı Yayınları / 480 sayfa
Avrupa’nın en narin yazarlarından Stefan Zweig; gerçek bir kültür insanı, hümanist. Genelde sanat, özelde edebiyat olmazsa olmazları arasında. Hassas bir maneviyat, sevgiyle yüklü bir bakış, hakkaniyet gözeten bir akıl Zweig’ın varlığını tanımlayan unsurlar olarak değerlendirilebilir. Zweig açısından sanatçı üretmek, daha sıkı çalışmak zorundadır. Zaman kısıtlıdır. Bir ömre sığdırılabilir olanlarla sığdırılamayacak olanlar arasındaki gerilim Zweig’ı da etkisi altına almıştır. Ama Zweig şahsında zamanı kısıtlayan bir başka odak daha vardır: Dönemin siyasal gelişmeleri. Nazilerin iktidara gelmesi Zweig’ı yerinden yurdundan eder, bir daha geri dönmemek üzere ülkesini terk eder. Mektupları bu terk etme sürecinin sancılarını ele verir, umudun parça parça azalmasını, kültüre duyulan inancın içeriden ve dışarıdan yıkılmasını, bir yazarın koyulaşan hayal kırıklıklarını, sonu intihara uzanan bir hayatın dökümünü yansıtır. Zweig’ın mektupları sanatçının hayatındaki sevinç parıltılarını olduğu kadar acılarını ve kırılma noktalarını da okurla buluşturan kuvvetli metinler.
BİZANS’IN FETHİ
Stefan Zweig / Çeviri: Ahmet Arpad / Everest Yayınları / 94 sayfa
“Bu noktada Mehmet’in aklına harikulade bir plan gelir. Konstantiniye önünde hiçbir işe yaramadan öylece duran kadırgalarını karadan yarımadayı aşırtıp, Haliç Körfezi’ne sokacaktır. Çok cüretkâr ve soluk kesici bir girişim olan yüzlerce geminin yarımadanın tepelerinden taşınmasını Bizanslılar, bir zamanlar Anibal ve Napoléon’un hızla Alp Dağları’nı geçebilmesinin olanaksız olduğuna inanmış Romalılarla Avusturyalılar gibi, daha ilk günden çok saçma bulurlar. İnsanoğlunun deneyimlerine göre gemiler sadece denizde hareket edebilir. Bir donanmanın tepeleri aşması kesinlikle mümkün değildir. Ancak mümkün olmayanı gerçekleştirmek çılgın istençlerin simgesidir. Askeri dâhi savaş kurallarını önemsemez, gerektiğinde denenmiş yöntemleri değil, kendi yaratıcı düşlemini uygular.”
Stefan Zweig işte böyle anlatıyor, İnsanlık Tarihinde Yıldızın Parladığı Anlar kitabında, 29 Mayıs 1453 tarihinde, Fatih Sultan Mehmet tarafından icat edilen, tarih kitaplarında o güne dek eşine rastlanmayan girişimi.
Bizans’ın Fethi de, Zweig’ın olağanüstü anlatımıyla dile gelen, geçmişin karanlığına ışık tutan o anlardan biri hiç şüphesiz.

GEÇMİŞE YOLCULUK
Stefan Zweig / Çeviri: Ahmet Arpad / Tekin Yayınevi / 160 Sayfa
“Birbirlerine ilk kez bundan dokuz yıl önce rastlamışlardı. O günden sonra da uzaklığı aşamadıkları için bir türlü yakınlaşamamışlardı. Tanrım, ne kadar uzun sürmüştü bu dokuz yıl. Bugüne kadar, bu akşama kadar aradan dört bin gece ve dört bin gün geçmişti!” Savaşın farklı biçimlere ve renklere bürünerek sürekli hayatlarımızı işgal ettiği bir dünyada Stefan Zweig okuru elinden tutuyor ve sıradan insanın bu büyük mekanizma karşısında hissettiklerini tek tek anlatıyor. Kimi zaman acizlik, korku; kimi zamansa kahramanlık, coşku, harekete geçme isteği… Devletler, ordular bizleri bir silahtan, bir sayıdan ibaret görürken; sevenlerimizin bizi kaybetme ihtimali karşısında hissettikleri farklı yaşamlardan, farklı sosyal koşullardan süzülen hikâyelerle ruhumuza nakşediliyor. Böyle zor zamanlarda, başka ihtimallerin önünün giderek kapandığı şartlarda Zweig’ın büyük savaşların karşısına koyduğu sıradan ve bir o kadar büyük duygular insan ruhunda açılan yaraları sarıp sarmalıyor.

Henüz yorum yapılmamış.

İlk yorumu siz yapın.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir