Tuna Dergi
SUZUKİ SUZUKİ

SUZUKİ

Deneme Ocak 30, 2022 tunadergi 0

LEYLA CANTÜRK Ti-ki ta-ka Bum-bum, Ha-ka-ha-ka Puf-puf, Çi-ko-la-ta Bon-bon Başlıktaki ‘’Suzuki’’ kelimesini görüp, Japonların Suzuki arabalarından bahsedeceğimi ve yukarıdaki satırların da arabanın egzoz sesleri... SUZUKİ

LEYLA CANTÜRK

Ti-ki ta-ka
Bum-bum,


Ha-ka-ha-ka
Puf-puf,


Çi-ko-la-ta
Bon-bon

Başlıktaki ‘’Suzuki’’ kelimesini görüp, Japonların Suzuki arabalarından bahsedeceğimi ve yukarıdaki satırların da arabanın egzoz sesleri falan olduğunu düşündüyseniz ı-ıh, yanıldınız. Türkiye’ye sınıf atlatan araba kültürü bana hiç bulaşmadı. Okuyacağınız yazıya konu olan başka bir Japon mucizesi.

Şiniçi Suzuki 1898-1998 yılları arasında yaşadığı yüzyılda keman eğitimi konusunda müzik tarihine kocaman bir damga vuran, sade karakterli bir keman eğitmenidir ve de yazımın konusu onun geliştirdiği bir eğitim sisteminin özellikleridir.

Şiniçi Suzuki doğduğunda babası, 1888’de kurduğu dünyadaki en büyük keman fabrikasının sahibidir. Sonraları eğitimle ilgili saptamalarından biri olan ‘’çevrenin eğitimi’’ konusu, küçük Şiniçi için bu keman dolu çevre olur. Gelecekte fabrikanın başına geçmesini planlayan babası Şiniçi’yi bir ticaret okuluna yollar ve Şiniçi buradan mezun olup fabrikada çalışmaya başlar. Bu dönem, tanıştığı Markiz Tokugava’nın Suzuki’yi kemanı ‘’yapmayı’’ değil, ‘’çalmayı’’ önermesi ve eğitimini desteklemesine kadar sürer. Ucu Berlin’e de uzanan keman eğitiminden sonra Şiniçi Suzuki keman yapımcısı değil, keman icracısı olur. Giderek keman eğitimine yönelir.

1931-32 yıllarında Kraliyet Konservatuvarı’nda ders verdiği sırada, dört yaşındaki oğlunu elinden tutmuş bir baba gelir ve çocuğunun keman çalmak istediğini, ders verip veremeyeceğini sorar. O yaştaki bir çocuk için henüz geliştirilmiş bir metot yoktur ama Suzuki çocuğu geri çevirmek istemez. Araştırır, düşünür… Kardeşleriyle kurdukları bir oda müziği (kuartet-dörtlü) çalışması sırasında birden aklına, dört yaşındaki bir çocuğun zor olan Japoncayı bir kitaptan öğrenmeden mükemmel konuşabilmesi gelir. ‘’Bu nasıl oluyor?’’ sorusu dünya eğitim sisteminde kocaman bir pencere açar: Anadil Metodu!

Bebek bir yaşına doğru geldiğinde, anne bebeğine ‘’an-ne de bakayım, an-ne, an-ne…’’ diyerek bebeciğin ilk kulak eğitimini verir. Bebeğin ağzından çıkan ilk ‘’anne’’ sözcüğü ne büyük mutluluktur!
Bu sevinci yaşayan bebecik öğrenmenin devamını hızlanarak getirecektir. Dolayısıyla dört yaşındaki bir çocuk kemanı, duyarak, görerek ve hissederek öğrenecektir; herhangi bir kitaptan, metottan okuyup çalışarak değil.

Bu temelden yola çıkarak kendi sistemini, metodunu geliştirir Suzuki. Acelesiz, yavaş ama kesintisiz, sabırla götürülen bir uğraştır bu. Oyunlarla desteklenip işin zorluğu törpülenerek gelişir metot. (Burada yazının başındaki kelimeciklerin ilk metodun ilk şarkısının ilk hececikleri olduğunu belirteyim. Ritim konusunu sözcüklerin ritim akışıyla çözer. Bu sistem genel müzik çalışmalarında hep kullanılır. Yukarıdaki ilk iki satır Suzuki’nin, ikincisi yaramaz bir talebemin, üçüncüsü ise benim derslerde kullandığım ilk ritmin sözcükleridir.) Önce Japonya’da, sonra Amerika’da, giderek bütün dünyada ses getirir sistemi ve erken eğitimin temel taşlarından biri olur. Sadece keman eğitiminde kalmaz, diğer çeşitli çalgılara da uygulanır. Giderek pedagojik olarak da gelişen sistem, müzik dünyasını da aşarak anaokullarında kabul gören bir sistem haline gelir.

Bu sistem Türkiye’ye ne yazık ki çok geç girebildi. Yıllar boyu kötü bir ön yargıyla engellendi. 2010 yılında nihayet Sabancı Üniversitesi, Suzuki keman eğitimi konusuna el atarak ilk eğitmen kurslarını başlattı. Bu konuda emeği geçen Jülide Yalçın’ı anmak isterim. Üniversitenin Avrupa’nın çeşitli yerlerinden getirttiği eğitmen yetiştiren öğretmenlerle verilen kurslar ve sınavlar sonucu İstanbul ve Ankara’da bir avuç Suzuki keman öğretmeni oluşabildi.

Suzuki’nin amacı harika çocuklar yetiştirmek değil, kabiliyetlerini geliştirerek müzikle mutlu olan birer birey olmalarını sağlamaktı. Böylece amatör hevesle müziği seven, bu kültürü alabilen çok geniş kitlelere ulaşabildi.

Aslında Suzuki’nin eğitim sisteminin başlangıç noktası bizim Anadolu kültürümüz için hiç yabancı değildir. Anadolu’nun her köşesinde saz çalan aşıklar çalgılarını herhangi bir kitaptan öğrenmezler, birbirlerinden bakarak, dinleyerek, hissederek öğrenirler. Ta ki İstanbul ve diğer büyük kentlerimizde Türk Müziği Konservatuvarları bu geleneğin üstüne çıkarak Türk Müziği çalgılarının imkânlarını geliştirene dek… Gelişmenin sonu yok. Suzuki sisteminin bütün diğer çalgılar ama özellikle de keman eğitiminde bütün Anadolu’ya yayılması dileğiyle…

Son söz Suzuki’nin.

Sadece iyi vatandaşlar yetiştirmek istiyorum. Eğer bir çocuk, doğduğu günden itibaren iyi müzik dinler ve kendisi de bu müziği çalmayı öğrenirse, duyarlılık, disiplin ve sabır geliştirecek, güzel bir kalbe sahip olacaktır. Eğer ülkeler iyi çocuklar yetiştirmek için birlikte çalışırlarsa belki de savaşlar hiç çıkmayacak.”

İlgilenenler için öneri: Nurturudet by Love; Shinichi Suzuki (Almancası arana bilir)
Sevgiyle Eğitmek: Shinichi Suzuki: Porte Müzik Eğitim Malzemeleri Pazarlama Lmt. Şirketi yayıncı ve dağıtımcısıdır.

Henüz yorum yapılmamış.

İlk yorumu siz yapın.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir