Tuna Dergi
TRAKYA’NIN OZANI ORFEUS TRAKYA’NIN OZANI ORFEUS
İSMAİL GÖÇEN ismail_goecen@yahoo.de Kimdir Orfeus?  Babası Tanrı Apollon, annesi ilham perisi Kalliope dir. Kalliope güzel sesli demektir, o epik şiirin patroniçesi olarak bilinir. Apollon... TRAKYA’NIN OZANI ORFEUS

İSMAİL GÖÇEN
ismail_goecen@yahoo.de

Kimdir Orfeus?  Babası Tanrı Apollon, annesi ilham perisi Kalliope dir. Kalliope güzel sesli demektir, o epik şiirin patroniçesi olarak bilinir. Apollon Lir çalgısını üvey kardeşi Hermes’ten hediye olarak alır ve en sevdiği oğlu Orfeus’a hediye eder. Orfeus antik zamanın en önemli, en yakışıklı ve en şaşırtıcı müzik dehasıymış.

O lirini çalıp şarkılarını söylemeye başladığında başının üzerinde sürüler halinde kuşlar uçuşurmuş, mavi denizlerden balıklar önüne atlarmış, bütün hayvanlar etrafına toplanırlarmış, yalnız hayvanlar değil ağaçlar ve çalılar bile. Bazı zeytinliklerde çok yaşlı zeytin ağaçları görürüz, öyle yaşlılar ki kökleri topraktan ağacın gövdesinin yarısına kadar yarılmış, yırtılmış. Karşıdan bu ağaçlara baktığınızda yürüyüş halinde bulunan yaşlı adamlara benzerler. Bu zeytin ağaçlarını ülkemizde de görürüz; işte onlar Orfeus’un peşinden gittiklerini söylerlermiş. Deniz kenarında durup şöyle denize baktığınızda sudan yüzeye çıkmış kafalar görürsünüz işte o kayalar da denizin dibinden Orfeus’un şarkılarını dinlemek için suyun üzerine çıkarlarmış.

Fakat Orfeus’un bu kadar tanınır olmasının sebebi bir aşk hikayesine bağlanır. Orfeus gençliğinde bir dünya gezisinden geri döndüğünde Evridiki ile tanışmış ve aşık olmuş. Evridiki de Orfeus’a aşık olmuş. Evridiki öyle güzel bir kadınmış ki, herkes ona hayranmış. Orfeus ve Evridiki o zamanki dünyanın en mutlu, en güzel çifti olmuşlar. Bir gün Orfeus Evridiki’ye hediyelik kumaş almaya gitmiş; sıcak, sıkıcı bir öğlen vakti Evridiki de Orfeus için çiçek toplamaya kırlara çıkmış. Evridiki, çiçeklerin etrafında vızıldayan arıların çiçeklerden nektar almalarını beklemiş ve daha sonra çiçekleri koparmaya karar vermiş. Arılar antik çağda meşhur Aristaios’unmuş. Arıcılığı keşfeden Aristaios yerkürenin her yerine bal ihraç ediyormuş, yalnız insanlara değil tanrı ve tanrıçalara da balı o veriyormuş. Aristaios Evridiki’nin eğilerek çiçekleri koparmasını izliyormuş; fakat bir anda dayanamayarak Evridiki’yi arzulamış ve üzerine doğru koşmaya başlamış. Evridiki, bu yüzünde tuhaf ağa şeklinde örtü olan adamdan çok korkmuş, koşmaya başlamış. Panikle koşarken bastığı yeri göremeyerek büyük bir yılanın üstüne basmış, işte o an olan olmuş, yılan Evridiki’yi ısırmış ve oracıkta öldürmüş. Orfeus alışverişten döndüğünde Evridiki artık hayatta değilmiş. Orfeus dünyanın hiç görmediği bir üzüntüye, acıya kapılmış. Öyle bir üzüntü, öyle bir kedermiş ki artık hiçbir şey yemiyor, içmiyor, uyumuyormuş. Bir dakika dahi sessiz durmuyormuş. O zamanki dünyada hiç duyulmamış kederli şarkılarını ayakta yürürken besteler, söylermiş. Bu acıklı kederli şarkıların hepsi maalesef kaybolmuş çünkü o şarkıları boş sokaklarda, açık alanlarda rüzgara bırakmış, rüzgar da onları almış götürmüş. Nereye? Bu sorunun cevabını rüzgar biliyor. Sonunda Orfeus dünyanın sonuna doğru yola çıkmış, güneye doğru yürüyormuş, güneye doğru Peleponeze’nin (Mora Yarımadası’nın) güney ucuna. İşte burada Hades’in yeraltı dünyasının kapısı varmış. Bu kapının önüne gelmiş Orfeus ve kaderinin o acı üzüntüsünün karanlık bulutunun içerisine bürünmüş, hiç durmamış lirini çalmış, şarkılarını söylemiş. Orfeus, Tanrının elçisi, hırsızların Tanrısı ve aynı zamanda lider Tanrı Hermes’in ölülerin ruhlarını yeraltı dünyasına Hades’e götürdüğünü biliyormuş. Bu durumda sevgilisi, eşi Evridiki’yi de bu kapıdan yeraltı dünyasına, o korkunç karanlık ölülerin şehrine Hermes’in götürdüğüne inanıyormuş. Orfeus tam bu kapının önüne geldiğinde hiç durmadan başlamış lirini çalmaya, şarkılarını söylemeye; söylediği şarkılar özlem dolu bir haykırışmış Evridiki’ye.

Orfeus’un şarkıları yalnız taşları yumuşatmıyormuş, ağaçları ve çalıları yürümeye, hayvanları onu dinlemeye dans etmeye ve dağların köklerinden ayrılmaya zorluyormuş. Yeraltı dünyasının gizemli kayıkçısı Kharon’un bile kalbini yumuşatıyormuş. Kharon ölülerin ruhlarını kayığı ile Styx nehrinden karşıya geçirip yeraltı dünyasına götüren kayıkçı imiş. Aslında Kharon herkesden daha iyi biliyormuş hiçbir ölümlüyü Styx nehrinden geçiremeyeceğini fakat Orfeus’un o şarkıları, o büyüleyici müziği onun da aklını çelmiş. Kharon o ölümlüyü kayığına alıp Styx nehrinden karşıya geçirmiş. Yeraltı dünyasına hiçbir ölümlünün girmemesi için ikinci bir tedbir olarak cehennem köpeği Kerberus bekliyormuş. Fakat o çok başlı canavar bile Orfeus’un şarkılarından büyülenmiş ve içeri girmesine müsaade etmiş. Orfeus işte böyle girmiş yeraltı dünyasına. O meşhur ozan, o sonsuz karanlığın içerisinde Evridiki diye seslenerek şarkılarını söylüyormuş. O korkunç yeraltı dünyasına geçici olarak böyle bir sevinç bir rahatlama gelmiş her köşeden ölüler akın akın Orfeus’un şarkılarını dinlemeye geliyorlarmış. Kısa bir zaman için de olsa bütün ölüler, görmüş oldukları işkenceleri, eziyetleri unutmuşlar. Yeraltı dünyasının karanlık kraliçesi Persephone ve eşi Kral Hades de Orfeus’un şarkılarını dinleyip duygulanmışlar. Sonunda Persephone ‘Tamam’ demiş, ‘Evridiki ‘ni yukarıya ölülerin dünyasına götürebilirsin.’ Hades bakmış ‘Benim bir şartım var’ demiş, ‘Evridikini alıp götürebilirsin, fakat ikiniz de dünyanın aydınlığını, ışığını görene, Styx nehrinin karşı tarafına geçene kadar bir sefer dahi arkana Evridiki ‘ye dönüp bakmayacaksın.’ Orpheus kimsenin yüzüne bakmıyormuş ne ölülerin ne de ölülerin Kraliçesinin ve Kralının ne de Evridikisinin. Orfeus önden gidiyormuş Evridiki de onu takip ediyormuş. Hadesten böyle çıkmışlar. Orfeus devamlı hiç durmadan ezgilerini (Lirini) çalıyor şarkılarını söylüyormuş, çünkü şarkı söylemeyi lirini çalmayı bıraktığı an bu büyünün bozulacağını, yok olacağını biliyormuş. Evridiki karanlığın içerisinde Orfeus’un ezgilerini takip etmiş. Fakat Orfeus aydınlığı, ışığı gördüğünde arkasına dönerek Evridiki’ ye bakmış. Neden arkasına baktığı bilinmez, bunun için bilinen hiçbir neden yok belki şeytana uymuştu. İşte o andan sonra Evridiki bir daha geri dönüşü olmamacasına Hades’e yeraltı dünyasına geri götürülmüş. Hermes hazır vaziyette bekliyormuş ve Evridiki’yi o korkunç karanlığın içerisine çekmiş. Artık Kharon da ikna edilecek durumda değilmiş ve Kerberus da Orfeus’u yeraltı dünyasından kovmuş. Böylelikle Orfeus sevgili eşini ebediyen kaybetmiş, işte o günden sonra Orfeus bu dünya yaşamından elini ayağını çekmiş. Kadınları artık hiç sevmiyor ve artık kadınlardan kaçınıyormuş.

Orfe ve Eurydike

 

Orfe’nin başı, 1865 tarihli Gustave Moreau resmi

 

Orfeus

 

Henüz yorum yapılmamış.

İlk yorumu siz yapın.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir